| English | Türkçe |
| unenviable | s. kıskançlık yaratacak derecede cazip olmayan.... |
|
| foretell | (f). (told telling) önceden haber vermek; kehanette bulunmak.... |
|
| scrawny | s. zayıf ve kuru, kemikleri çıkmış.... |
|
| martian | s., i. Merih'e ait; i. Merih'te yaşadığı farzolunan kimse, Merihli.... |
|
| slant | f., i., s. yana yatmak, meyilli olmak; kendi görüşüne göre anlatmak, gerçeği çarpıtmak; i. eğim, meyilli düzey; alay, i... |
|
| aboard | (z), edat gemi, tren vb'nin içine veya içinde; den yan yana.... |
|
| fridge | (i)., (k). dili buzdolabu.... |
|
| rocambole | i. bir çeşit pırasa, bot. Allium scorodoprasum .... |
|
| helmet | (i). miğfer, baş zırhı, tolga; spor faaliyetlerinde ve inşaatta giyilen koruyucu başlık, kask; sıcak memleketlere mahs... |
|
| estrus | zool kızışma kösnüme devresi dişi hayvanlarda |
|