| English | Türkçe |
| omnirange | i. bir uçağın bulunduğu yeri öğrenmeye yarayan iletici radyo şebekesi.... |
|
| express | (f). tarif etmek; ifade etmek, beyan etmek, anlatmak: yüz ifadesi veya mimiklerle anlatmak, belli etmek; sıkıp çıkarmak,... |
|
| ocellus | (i.) (çoğ. li) (biyol.) basit göz; göz şeklinde leke. ocellate (s.) basit gözlü; göz şeklinde lekeli.... |
|
| brood | f., s. kuluçkaya yatmak: derin derin düşünmek, düşünceye dalmak; s damızlık. brooder i. kuluçka makinası; arpacı kumrusu... |
|
| aureoia, aureole | (i). hale, agıl, ayla.... |
|
| pocket | i. cep; para, maddi imkân; çukur, gedik; bilardo masasının dört köşesindeki çukurcuklardan her biri; içinde maden cevhe... |
|
| consubstantial | (s). özleri bir olan, aynı tabiattan. consubstantial'ity (i). cevher birliği.... |
|
| substrate | i. alt tabaka; biyokim. mayadan etkilenmiş madde.... |
|
| scherzo | i. (çoğ. -zos, -zi) it., müz. sonat veya senfonide hafif ve canlı kısım, skerzo.... |
|
| occiput | anat kafanın arka kısmı artkafa occip'ital kafanın arka tarafında olan artkafaya ait |
|