 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | negligence | i. ihmal, gaflet; ihmalkarlık, kayıtsızlık, dikkatsizlik. gross negligence büyük gaflet. negligent s. ihmalci, savsak ka... |
| | disconcert | (f). düzenini bozmak, karıştırmak; sinirlendirmek; şaşırtmak. disconcerted (s). düzeni bozulmuş, canı sıkılmış.... |
| | in- | önek -sız veya gayri edatı: incapable ka biliyetsiz, yeteneği olmayan; -e doğru, içe riye, içine: in-bound merkeze do... |
| | southwest | i., s., z. güneybatı, lodos yönü; s. lodosa doğru; lodostan esen; z. lodostan veya lodosa doğru. southwester i. şiddet... |
| | drown | (f). suda boğulmak; suda boğmak; su altında bırakmak, batırmak; bastırmak (keder, üzüntü); out ile gürültü ederek bir s... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | yasemin | Jasmin.... |
| | doğrultmak | to straighten. to correct. to aim. to point sth at. to direct. redress. right. square. true.... |
| | optimist | optimist.... |
| | donatılmak | to be dressed up. to be adorned. to be decorated. to be embellished. to be equipped.... |
| | halt | Halting your system is important if you are going to be away from your system for an extended period Halting your system... |
|
|
|
 |
|
 |
|