 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | span | i., f., den. halat, zincir; çifte koşulmuş at veya öküz; f. bağlamak, bukağılamak.... |
| | intrauterinedevice | (tıb.) hamileliği önlemek için kullanılan ve dölyatağı yoluna yerleştirilen küçük alet, spiral .... |
| | chokedamp | (i). maden ocağının içindeki oksijeni az ve karbondioksiti fazla olan öksürtücü hava, boğucu gaz.... |
| | formidable | (s). korkulur, korkunç, dehşetli, müthiş, heybetli; pek zor. formidabil'ity (i). korkunçluk; güçlük. for'midably (z). ... |
| | lone | s. yalnız, kimsesiz; ıssız, tenha; bekâr, evlenmemiş. lone hand kağıt oyununda refakatsiz oynayan kimse; tek başına mü... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | başbakanlık | prime ministry. office of Prime Minister. the prime minister's office.... |
| | sote | Sweet.... |
| | yavuz | stern. tough. grim.... |
| | solist | soloist.... |
| | rütbe | rank. degree. grade. order. distinction. promotion. station. stripe. tier.... |
|
|
|
 |
|
 |
|