 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | planoconcave | s. bir yüzü düz obur yüzü içbükey olan.... |
| | spatula | i. mablak, spatula; tıb. dilbasan.... |
| | plant | i. bitki, ot; fabrika, atelye; bir kurumun malı olan bina veya arazi; demir baş; teçhizat; (argo) hile oyun, tuzak; şa... |
| | evergreen | (s.), (i.), (bot.) yaprağını dökmeyen, her dem taze; (i.) daima yeşil kalan ağaç veya bitki, yaprağını dökmeyen ağaç.... |
| | syncretize ,- ingtise | f. (farklı düşünceleri) birbirine uydurmaya çalışmak. syncretist i. iki tarafı birleştirmeye çalışan kimse.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | güvenoyu | vote of confidence. confidence vote.... |
| | neon tüpü | neon tube.... |
| | birden | all of a sudden. suddenly. outright.... |
| | at | The relations of source, occasion, reason, consequence, or effect; as, at the sight; at this news; merry at anything; at... |
| | sarmak | wind. wrap. wrap up. envelop. surround. encircle. bandage. bind. embrace. enclasp. begird. beset. bundle. cincture. clot... |
|
|
|
 |
|
 |
|