 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | decrepit | (s). eskimiş, yıpranmış, hemenhemen işlemez hale gelmiş, ihtiyarlıktan zayıflamış, eli ayağı tutmaz.... |
| | bubble | i., f. kabarcık, hava kabarcığı; değersiz ve göz boyayıcı herhangi bir şey; sahte hareket, gösteriş; kaynayış, kaynama; ... |
| | boondoggle | i., f., A.B.D., k.dili faydasız iş; f. faydasız işlerle meşgul olmak.... |
| | easel | (i). ressam sehpası, şövale.... |
| | census | (i). sayım, nufus sayımı; eski Roma'da vergi sistemiyle ilgili olarak vatandaş ve mal sayımı.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | çilek | strawberry.... |
| | sim | Subscriber Identification Module: the smart card necessary for the operation of GSM phones.... |
| | ilahiyatçı | theologian.... |
| | zamparalık | chasing after woman. skirt chasing. lechery.... |
| | kıymık | sliver. splinter. matchwood. shiver. split.... |
|
|
|
 |
|
 |
|