| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | sailmaker | i. yelkenci.... |
| | fester | (f)., (i). iltihaplanmak, azmak; çürümek, küflenmek; kuruntu etmek; (i). iltihap.... |
| | fornicate | (f), evlilik dışı cinsel ilişkide bulunmak, zina etmek. fornication (i). evli olmayan kimseler arasındaki cinsel ilişk... |
| | rorqual | i. çatalkuyruklu balina.... |
| | uncaused | s. yaratılmamış, kendiliğinden vücuda gelmiş.... |
| | deliquesce | (f). kendi kendine havadan rutubet kapıp yavaş yavaş erimek. deliquescent (s). havadan çektiği su ile eriyebilen. deliq... |
| | pyrography | i. akkor halinde bir aletle tahta üzerine şekiller çizme sanatı. py'rograph i. bu suretle yapılan şekil veya tasvir. ... |
| | wept | bak. weep.... |
| | chivalrous, chivalric | (s). şövalye gibi, nazik, cömert, cesur. chivalrously (z). şövalyelere has bir şekilde. chivalrousness (i). şövalye g... |
| | citadel | hisar kale harp gemisinde zırhlı bölme |
|
|
| Türkçe | English | | tekdüzelik | monotony. sameness. uniformity.... |
| | tarih | date. history. annals.... |
| | ön taraf | forefront.... |
| | kültürlü | cultivated. cultured. sophisticated. literate. well-read.... |
| | haftalıkçı | worker paid by the week.... |
| | broş | brooch. pin.... |
| | atlas | Volume of maps, plates, engravings, tables, etc.... |
| | ana dili | mother tongue.... |
| | son | The son is perhaps the oldest and certainly the classic Afro-Cuban form, an almost perfect balance of African and Hispan... |
| | hainlik | perfidiousness |
|
|
|