 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | span | i., f. (-ned, -ning) karış; an, kısa süre; süre; kemer veya köprünün ayakları arasındaki açıklık; f. karışlamak, karış... |
| | pythian | s, i Delfi tapınağının ilahı Apollon'a ait; dört senede bir Delfi'de yapılan spor oyunlarına ait; i. Delfi tapınağında... |
| | innovate | f. yenilik çıkarmak, değişiklik yapmak. innova'tion i. yenilik; icat. in'novator i. yenilik çıkaran kimse.... |
| | upriver | s., z., i. ırmağın yukarısındaki; z. nehir yukarı, ırmağın yukarı kısmına doğru; i. ırmağın yukarı kısmı.... |
| | chorister | (i). koro üyesi; kilise korosunda şarkı söyleyen erkek çocuk; koro şefi.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | enjekte | injected.... |
| | özendirmek | prod. stimulate. tempt.... |
| | sine | The length of a perpendicular drawn from one extremity of an arc of a circle to the diameter drawn through the other ext... |
| | isteksizlik | reluctance. unwillingness.... |
| | antagonist | A substance that tends to nullify the action of another; in pharmaceutical terms, a drug that binds to a receptor withou... |
|
|
|
 |
|
 |
|