 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | cohere | (f). mantıken birbirine bağlı olmak; birbirini tutmak, tutarlı olmak; yapışmak, iltisak etmek.... |
| | marriage | i. evlenme, izdivaç, evlilik; birleşme. marriage bed yeni evlilerin ilk gece yattıkları yatak; nikahın verdiği hak ve... |
| | ordnance | i. savaş gereçleri; ağır çaplı toplar; askeri gereç ve silahlar dairesi.... |
| | paylotld | i. bir taşıtın taşıdığı gelir getiren yük, bir roketin taşıdığı yük.... |
| | sling | i., f. (slung) sapan; askı; bir şeyi kaldırmak veya asmak için kullanılan kayış; den. izbiro; f. sapanla atmak, fırlatma... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | abaküs | abacus. abacus sayıboncuğu. çörkü.... |
| | monopol | monopoly tekel.... |
| | papa | an informal term for a father; probably derived from baby talk. 'father'.... |
| | barışsever | pacifist. pacific. peaceful. unwarlike. pacifist.... |
| | çarpıtma | distortion.... |
|
|
|
 |
|
 |
|