 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | wharfage | i. iskelenin yük boşaltma veya depolama için kullanılması; iskele ücreti.... |
| | disregard | (f)., (i). ehemmiyet vermemek, önemsememek, aldırmamak, saymamak, itibar etmemek, ihmal etmek; (i). ihmal, kayıt sızlı... |
| | offbeat | (i.), (müz.), (s.) vurgusuz nota; (s.), ABD, argo olağandışı.... |
| | regionalism | (i.) her teşekkülün kendi kendini idare etmesi; eyaletlere bölme taraftarlığı.... |
| | flying | (i)., (s). uçma, uçuş; tayyarecilik, havacılık: (s). uçan; havacılıkla ilgili. flying boat deniz uçağı. flying buttres... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | tuzluk | saltcellar. saltshaker. caster. salt. sifter.... |
| | bıkkın | fed up. jaded. tired. sick. bored. fed-up.... |
| | lif lif | in fibers.... |
| | pülverizatör | atomizer. sprayer. spray gun. duster.... |
| | bay | The distance between the main frames of a building. part of the sea or lake extending into land.... |
|
|
|
 |
|
 |
|