 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | emaciate | f. çok zayıflatmak, bir deri bir kemik hale getirmek. emaciated s. (açlıktan veya hastalıktan) çok zayıflamış, sıska.... |
| | rouse | f., i. uyandırmak, kaldırmak; canlandırmak, gayrete veya harekete getirmek, tahrik etmek; (av hayvanını) kışkırtmak; te... |
| | forage | (i)., (f). hayvan yemi, ot, saman, arpa; yiyecek peşinde koşma; (f). yiyecekleri yağma etmek; yiyecek temin etmek için... |
| | capacitate | (f). muktedir hale koymak; salahiyet vermek, yetkilendirmek.... |
| | equine | (s.), (i.) ata ait, ata benzer; (i.) at.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kanama | bleeding. loss of blood. haemorrhage. hemorrhage.... |
| | izlenim | aura. feeling. image. impression. sound. impression intiba.... |
| | minicik | tiny. wee. very small. diminutive.... |
| | kesinsizlik | indefiniteness. vagueness. uncertainty.... |
| | salgılamak | secrete. to secrete. to excrete.... |
|
|
|
 |
|
 |
|