| English | Türkçe |
| pollute | f. kirletmek, pisletmek, murdar hale getirmek, telvis etmek; ırzına geçmek, iffetini bozmak pollution i. pisletme; mur... |
|
| oman | i. Arap yarımadasında Umman ülkesi. Gulf of Oman Umman körfezi.... |
|
| strongroom | i. hazine odası.... |
|
| stole | i. uzun cuppe; kil. piskoposların ipek atkısı; etol; şal.... |
|
| y.m.c.a. | kıs. Young Men's Christian Association.... |
|
| retentive | s. alıkoyan tutan; hatırda iyi tutan. retentively z. iyice hatırda tutarak. retentiveness i. iyice hatırda tutma. rete... |
|
| exanthema | (i.) (çog mata) (tıb.) eksantem, çiçek ve kızamık gibi hastalıklarda ciltte hasıl olan kızartı, leke ve kabarcıklar.... |
|
| abele | (i) akçakavak (bot) Populus alba.... |
|
| secrete | f. gizlemek, saklamak; biyol. salgılamak, ifraz etmek.... |
|
| ilium | kalça kemiği |
|