 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | convention | (i). kongre, toplantı; mukavele, anlaşma; kabul edilen düzen; âdet, gelenek; (fels). ulaşım. conventioneer (i). delege.... |
| | payroll | i. maaş veya ücret bordrosu; maaşlann toplamı.... |
| | kabul | i. Afganistan'da Kâbil şehri.... |
| | appellant | (i)., (huk). davayı daha yüksek bir mahkemeye temyiz eden kimse, davanın yeniden görülmesini talep eden taraf.... |
| | causeway | (i).,(f). ıslak veya bozuk arazide yayalar için yapılmış yol, geçit; şose; cadde; (f). geçit yapmak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | körleştirmek | blind. blunt. to blind. to blunt. to dull.... |
| | perişan | wretched. perturbed. distraught. miserable. desolate. dishevelled. gaunt. ruinous.... |
| | estetik | aesthetic. aesthetical. plastic. cosmetic. aesthetics.... |
| | zerdeçal | turmeric.... |
| | rodeo | See Round-up. an exhibition of cowboy skills an enclosure for cattle that have been rounded up.... |
|
|
|
 |
|
 |
|