 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | bamako | (i). Bamako, Mali'nin başkenti.... |
| | sprawl | f., i. yayılıp yatmak, sere serpe uzanmak; yatarken kol ve bacakları yaymak; dağınık olmak, yayılmış olmak (fidan); i... |
| | liberty | i. hürriyet, özgürlük, istiklâl; fazla serbestlik, cüret, küstahlık; imtiyaz, muafiyet; den. izin. liberty of conscienc... |
| | tube | i., f. boru, tüp; bot. çiçeğin boru gibi olan kısmı; boru eklinde şey; yeraltı demiryolu veya tüneli; (argo) televizyo... |
| | lengthy | s. uzun, fazlasıyle uzun. lengthily z. uzun uzadıya. lengthiness fazla uzunluk.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | fan | When the car is at idle or being driven in heavy traffic at lower speeds, the fan pulls cool air through the radiator.... |
| | pansiyon | boardinghouse. guesthouse. hostel. rest house. pension. diggings. digs. kip. lodging. lodging house. lodging-house. lodg... |
| | Slav | slav.... |
| | maddiyat | material things. materiality.... |
| | tip | The very end of part of the key that you stick into the lock first.... |
|
|
|
 |
|
 |
|