 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | tense | (s.), (f.) gergin, gerilmiş; sinirli; nazik, kopacak gibi; (f.) germek, gerginleşmek. tense'ly (z.) gerginlikle. tense'... |
| | nat | kıs. national, natural.... |
| | brother | i. erkek kardeş, birader; aynı cemiyette üye. brotherhood i. kardeşlik, birlik, beraberlik; bir kuruluş veya kuruma üye ... |
| | ladylike | (s.) hanımca, hanıma yakışır, hanım gibi, nazik, zarif; kadınsı (erkek).... |
| | eaglesighted | (s). uzağı görebilen, eagleyed nüfuz edici bakışları olan. keskin gözlü.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kolonya | cologne. eau de cologne.... |
| | at | The relations of source, occasion, reason, consequence, or effect; as, at the sight; at this news; merry at anything; at... |
| | üstüne | nothing like. atop. atop of. onto. over.... |
| | gelişigüzel | cursory. haphazard. indiscriminate. random. by chance. at random. casually. casual.... |
| | düşüncesizlik | fecklessness.... |
|
|
|
 |
|
 |
|