 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | longevity | i. ömür uzunluğu, uzun ömürlülük.... |
| | integrity | i. doğruluk, dürüstlük; bütünlük.... |
| | menstruum | i. (çoğ. -ums, -strua) eritici madde, çözücü madde.... |
| | promethean | s., Yu. mit. gökten ateşi çalıp insana veren Prometheus'a ait veya ona benzer; özgürlük, yaratıcılık ve yiğitlikle il... |
| | hermit | (i). münzevi kimse, insanlardan uzak yaşamayı arzulayan kimse; pekmezli bir kurabiye. hermit crab başka bir hayvanın k... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | logaritma tablosu | logarithmic tables.... |
| | abide | dwell; 'You can stay with me while you are in town'; 'stay a bit longer--the day is still young'. put up with something ... |
| | kemirmek | eat. gnaw. pick. to gnaw. to corrode. to eat into.... |
| | vadeli hesap | forward account. time deposit. forward s account.... |
| | bilge | To suffer a fracture in the bilge; to spring a leak by a fracture in the bilge.... |
|
|
|
 |
|
 |
|