eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

Türkçe English
1-şekil form. shape. figure. contour. face. image. modality. mold. mould. semblance. turn. wise. morpho-. configuration. line. outline.
2-şekil adjective. figure. shape. form. way. kind. sort. variety. condition. state. aspect. formation. frame. picture. mould. modality. structure. king. projection. geometrical. configuration. conformation. contour. cut. diagram. fashion. image. line. make. manne.
3-şekillendirmek form. to shape. to form. to give shape.
4-şekilcilik formalism biçimcilik.
5-şekilsizlik shapelessness.
6-şekilsiz amorphous. shapeless. ugly.
7-şekilsizlik shapelessness.
8-şekil değiştirme change of shape.
9-şekillendirme forming.
10-şekilci formalist. formalistic.
11-şekillenmek to take shape.
12-şekilli shapely.
13-şekilsiz amorphous. misshapen. shapeless. ugly.
14-şekilsiz shapeless. formless. amorphous. off form. unshapely. unformed. misshapen.
15-şekilcilik formalism.
16-şekillendirmek to give shape to. embody. shape.
17-şekil form. shape. figure. contour. face. image. modality. mold. mould. semblance. turn. wise. morpho-.
18-şekillenmek to acquire a shape. to take on a shape.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
HİGHEng > Tr22:55:30
lowEng > Tr22:35:28
urselfEng > Tr09:33:26
FAKEEng > Tr20:05:33
poşibilitiesEng > Tr09:10:23
ÇĞIEng > Tr09:09:51
ALAYTr > Eng21:03:02
oto tamırEng > Tr17:23:48
kamılEng > Tr13:18:35
takdir etmekTr > Eng16:34:56
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
gang i, f çete; takım, ekip; guruh, suru; avene; yardakçılar; işçi takımı; mak alet takımı; f takım olmak, işbirliği yapmak...

villa i. yazlık köşk, gösterişli yazlık ev, villa. villadom i., ing. villalar; banliyöde oturan halk....

tis kıs. it is....

incarnation i. insan veya hayvan şeklinde vücut bulma ....

bar (f). kol demiri ile kapamak, sürgülemek; parmaklığln arkasında tutmak; mani olmak, önlemek; hariç tutmak, dahil etmemek;...

caledonia (i)., ,şiir iskoçya. Caledonian (i)., (s). Iskoçyalı (kimse)....

staccato z., s., müz. her ses ayrı ve kısa olarak, stakato; s. kesik ve kuvvetli....

fritter (i). gözlemeye benzer bir çeşit börek....

decontaminate (f). bir cisim veya bölgeyi zararlı kimyasal maddelerden arıtmak....

indestructible yıkılmaz bozulamaz yok edilemez çok dayanıklı tahrip olunamaz indestructibly yıkılamayacak şekilde indestructibility yıkıl mazlık

TürkçeEnglish
lağımcı sewerman. sapper....

albay colonel. captain....

çekiç kemiği malleus....

kutulama packing in boxes....

var gücüyle hammer and tongs....

oluşma forming. formation....

napalm gasoline jelled with aluminum soaps; highly incendiary liquid used in fire bombs and flame throwers....

sözleşmek to promise each other. to agree to meet (at a certain place at a certain time. compact....

çaprazölçer set gauge....

besleme housemaid sustenance feeding nourishing nutrition feed servant girl