 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | teem | f. çok olmak; kaynamak; verimli olmak; dolu olmak; doğurmak, mahsul vermek. teem'ing s. bol bol, çok; bereketli, veri... |
| | contest | (f). karşı koymak, muhalefet etmek, itiraz etmek. contest with, contest against (bir kimse ile) mücadele etmek, çekişmek... |
| | castle | (f). kaleye koymak veya kapatmak; (satranç). küçük veya büyük rok yapmak.... |
| | oil | f. yağlamak, üzerine yağ sürmek; rüşvet vermek. oil the wheels kolaylık göstermek, iş sahasnı hazırlamak. oil one's ha... |
| | at wt | (kıs). atomic weight.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kaşımak | scratch.... |
| | demek | to say. to call. to name. assert. bid. denominate. designate. drive at. imply. mean. remark. style.... |
| | Karadağ | montenegro. montenegrin.... |
| | kan dolaşımı | bloodstream. circulation.... |
| | güçlendirici | restorative.... |
|
|
|
 |
|
 |
|