 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | phobia | i. fobi, fobya, korku, belli bir şey veya duruma karşı duyulan aşırı korku.... |
| | incest | i. akraba ile zina, nikâh düşmeyen akraba ile cinsel ilişki kurma.... |
| | sound | s., z. sağlam, kusursuz; sıhhatli, salim, esen; emin, emniyetli; doğru, sahih; iyi, tam; mükemmel; derin (uyku); geçer... |
| | weevil | i. buğday biti; pamuk kurdu; bitki kurtlarından birkaç cins. weevily, weevilly s. kurtlanmış, kurtlu.... |
| | smite | f. (smote, smitten) vurmak, kuvvetle vurmak, darbe indirmek, çarpmak; şamar atmak; vurup öldürmek; belâ kesilmek; kuv... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | barmen | bartender. drawer. tapster.... |
| | spot | To spot a car Position a car in a designated position or location usually for loading or unloading This is usually at a ... |
| | ahzetmek | to receive. to take. to collect.... |
| | papirüs | papyrus.... |
| | kilise çanı | church bell.... |
|
|
|
 |
|
 |
|