 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | pounder | i. bir libre ağırlığında olan herhangi bir şey; (bileşik kelimelerde) birkaç libre ağırlığı ile ilgisi olan şey: twelv... |
| | unreadable | s. okunmaz, okunaksız, sökülmez, anlaşılmaz okunması güç.... |
| | lean | (s.), (i.) zayıf, nahif; yağsız, etsiz; mahsulsüz, kıraç; (i.) yağsız et. leanness (i.) zayıflık, yağsızlık.... |
| | wick | i. fitil wicked s. fitilli. wicking i. fitil maddesi.... |
| | pharos | i. fener, fener kulesi; b.h. İskenderiye'ye yakın Faros adasında eski zamanlarda bulunan fener kulesi.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | soğumak | chill. cool. to become cold. to get cold. to cool. to chill. to take a dislike to. to be alienated from.... |
| | naylon | nylon. artificial. fake.... |
| | berbat olmak | to be ruined.... |
| | dizel | diesel engine.... |
| | uğursuz | black. evil. inauspicious. ominous. sinister. evil omened. ill-omened. ill-fated.... |
|
|
|
 |
|
 |
|