 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | adjure | (f). Allah rızası için diye rica etmek, istirham etmek adjura'tion (i). ciddi tembih veya dilek; yemin.... |
| | compensation | (i). tazmin, telafi; karşılık, ücret, maaş, bedel; takas, karşılama.... |
| | fancier | (i). merak sahibi; meraklı.... |
| | combine | (f). birleştirmek, karıştırmak, bir araya getirmek; toplamak; birleşmek, bir araya gelmek.... |
| | skimp | f., s. cimrice beslemek veya vermek; baştan savma yapmak; cimrilik etmek, hasisçe davranmak; aşın derecede tutumlu olm... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | diri | alive. live. living. fresh. energetic. lively. sharp.... |
| | cesaretlendirme | encouragement.... |
| | ahbaplık etmek | to be on friendly terms with.... |
| | kabahat | fault. guilt. blame. sin. delinquency. demerit. wrongdoing.... |
| | su ısıtıcısı | water heater.... |
|
|
|
 |
|
 |
|