| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | ultimate | s., i. son, nihai, en son, en uzak; esas, cüzlere ayrılmayan, çözümlenemez; müfrit, aşırı; en büyük, en yüksek (kuvvet)... |
| | comfit | (i). bonbon, birçeşit şekerleme; şekerli meyva.... |
| | inextricable | s. sökülemez, içinden çıkılmaz, ayrılamaz derecede karışmış. inextricably z. içinden çıkılmaz surette.... |
| | choriamb | (i)., (siir). dört heceli bir öIçü.... |
| | ocellus | (i.) (çoğ. li) (biyol.) basit göz; göz şeklinde leke. ocellate (s.) basit gözlü; göz şeklinde lekeli.... |
| | fell | (f)., (bak). fall.... |
| | earnest(1) | (s). ciddi; gerçek, hakiki; istekli; içten, samimi. in earnest ciddi olarak, samimiyetle, gerçekten.... |
| | pergamum -mus. | i. Bergama'nın eski ismi.... |
| | intensify | (f.) şiddetini artırmak; (foto.) resmin daha belirli çıkması için negatifi kuvvetlendirmek. intensifica'tion (i.) kuvv... |
| | television | televizyon uzagörüm |
|
|
|
|