 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | flavor | (i)., (f). Iezzet, tat, çeşni; tat veren şey; lezzetli şey; koku, rayiha; (f). tat veya lezzet vermek. flavoring (i). ... |
| | argonaut | (i)., (mit). Argonot, Altın Pösteki''yi elde etmek için Argo gemisinde Yason'un idaresi altında seyahat eden kahramanlar... |
| | von | (edat), Al. -li (soyadlarda kullanılır).... |
| | moreen | i. elbiselik veya perdelik yünlü veya pamuklu kumaş.... |
| | yammer | f., i., k.dili. şikayet etmek, ağlamsamak, sızlanmak, dırlanmak; bağırmak, yaygara etmek; i. yaygara.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | koşum | harness.... |
| | takılmak | catch. consort. dabble. jest. joke. kid. lodge. rally. rib. tag. tease. trip. to be tangled up. to attach oneself to a p... |
| | vize | visa. visa vise.... |
| | etnik | ethnic.... |
| | cüret etmek | to dare. to venere. to act insolently. to have the face. venture.... |
|
|
|
 |
|
 |
|