 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | gristle | (i.) kıkırdak. gristly (s.) kıkırdaktan ibaret.... |
| | fulsome | s aşm, müfrit, taşkm (iltifat), dalkavukça fulsomely z aşln olarak ful someness i aşırılık, müfrit oluş... |
| | jut | i., f. (-ted, -ting) sıkıntı, çıkıntılı şey; f., gen. out( ile) çıkıntı halinde dışarı fırlamış olmak; çıkıntı yapmak.... |
| | jibe | f., den. bumba ile seren veya yelkeni rüzgâr yönünde giderken kavanço etmek; A.B.D., k.dili birbirine uymak, uyuşmak.... |
| | fission | (i). ortadan ikiye ayrılma; (biyol). ortasından bölünerek üreme; (fiz). uranyum gibi bir elemanın daha basit ve sabit ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | tip | tip.... |
| | konut | abode. habitation. residence. dwelling. domicile.... |
| | boğum | node. internode. ganglion. joint.... |
| | yemlik | manger. feed trough. feedbox. feedbag. nosebag. bribe. crib.... |
| | sarkmak | to hang. to hang down. to hang out. to lean out of a window. dangle. decline. impend. lop. overhang. sag.... |
|
|
|
 |
|
 |
|