 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | following | (i)., (s). taraftarlar, bağımlı olan kimseler, tabi olanlar; (s). takip eden, izleyen; ertesi, muteakıp, aşağıdaki; il... |
| | nonconformity | (i.) uymayı reddetme; (İng.) resmi kiliseye uymama.... |
| | flagging | (i). iri ve yassı taşlarla döşenmiş kaldırım veya sokak; iri ve yassı kaldırım taşları.... |
| | shipboy | (i.) gemici çocuk, miço.... |
| | suicide | i., f. kendini öldürme, intihar; kendi emel veya gayelerini yıkma; intihar eden kimse; f. k.dili. intihar etmek. suicide... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | stenograf | stenographer. shorthand typist.... |
| | zehirli | miasmal. miasmatic. nocuous. poisonous. toxic. toxical. toxicant. venomous. viperine. viperish. viperous.... |
| | fit | To be adjusted to a particular shape or size; to suit; to be adapted; as, his coat fits very well.... |
| | ilaç | medicine. drug. remedy. cure. curative. medicament. physic.... |
| | ben | Son of.... |
|
|
|
 |
|
 |
|