 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | travertine | i. travertin, ırmaklardaki kireçli su birikintisinden hasıl olan açık sarı renkli sünger gibi kaya, bir çeşit kireç ta... |
| | recondition | (f.) tamir edip yenilemek; Islah etmek.... |
| | abroad | (z) ortalıkta, halk arasında; dışarıda; dış memleketlerde, hariçte; şurada burada, her tarafta; memleket dışına.... |
| | penance | i., f. bir günah işlemiş olmaktan dolayı hissedilen pişmanlığı belirten davranış; kil. itiraftan sonra günaha kefaret o... |
| | lump | i., f. parça, küme, biçimsiz parça, topak, yumru; öbek; şiş; yığın, toptan şey; hantal kimse, ahmak kimse; f. yığmak, ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | acılı | grieved. sorrowful. mourning. having a bitter taste. hot. spicy. sour.... |
| | bilezik | bracelet. metal ring. handcuffs. collar. thimble. heel ring. annulus. nipple. husk. hoop. retaining ring. clamp. collet.... |
| | Bahai | A member of the sect of the Babis consisting of the adherents of Baha , the elder half brother of Mirza Yahya of Nur, wh... |
| | kapalı tribün | covered grandstand.... |
| | teşhis | diagnosis. diagnostic. identification.... |
|
|
|
 |
|
 |
|