 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | husk | i., f. mısır başağının dış yaprakları; herhangi bir şeyin işe yaramayan dış kısmı; f. dış kabuğunu soyup çıkarmak. hus... |
| | infix | i., gram. asıl kelimenin ortasına konan ek.... |
| | chink | (i)., (f). yarık, çatlak; (argo). temiz para, nakit para; madeni ses; (f). yarıkları doldurmak; şangırdamak, şangırda... |
| | adultery | (i). zina, evli biriyle gayri meşru cinsi münasebet. adulterer (i). zina yapan erkek adulteress (i). zina yapan kadı... |
| | ebb | (i). (f). cezir, deniz sularının çekilmesi; bozulma, düşüş, düşkünlük; (f). çekilmek (deniz); bozulmak, düşmek, zayıfl... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | acele | haste. urgency. hurry. flurry. bustle. cursory. dispatch. with dispatch. expedition. hasty. hustle. make a beeline. prec... |
| | da | District Assemblies.... |
| | yapıştırmak | fixate. agglutinate. bond. cement. conglutinate. fix. glue. gum. gunk up. paste. plant. stick. stick together.... |
| | boş yer | vacancy.... |
| | odunsu | ligneous.... |
|
|
|
 |
|
 |
|