| English | Türkçe | | dive | (f)., (i). (d veya dove) suya dalmak, dalmak, batmak, suya atlamak; (hav). pike yapmak; (i). dalış; pike; batakhane. d... |
| | univalent | s., kim. tek değerli, tek valanslı.... |
| | copesetic | (s)., (A.B.D)., (argo). güzel.... |
| | protractor | i. iletki; anat. uzatıcı kas.... |
| | ode | (i.) bir tür lirik nazım şekli, gazel; yüksek şeylerden bahseden vezinli veya vezinsiz uzun şiir; övgü, kaside; böyle şi... |
| | aperture | (i). delik, gedik, menfez; fotoğraf makinesinde merceklere giren ışığı ayarlamak için genişletilip daraltılabilen de... |
| | hobo | i (çog hobos veya hoboes) gezici rençper; serseri kimse, aylak kimse, boş gezenin boş kalfası.... |
| | syenite | i. kırmızı Mısır mermeri, siyenit.... |
| | path | i. yol, yaya yolu, patika, tarik; bir konuda takip edilen yol, hayat yolu. the beaten path herkesin geçtiği yol, işlek ... |
| | kaaba | Kâbe |
|
|