| English | Türkçe | | 1-single | s., i. tek, bir, yalnız, ayrı, münferit; bekar, evlenmemiş; özel, hususi, tek kişilik; iki tarafta yalnız birer rakip bulunan (oyun); sağlam; sade, basit, saf; bir kat, yalın kat; çiçekleri yalın kat olan; i. bir, tek; gen. çoğ. teniste tekler, single; golfta iki oyuncu ile oynanan oyun; beysbolda vurucuyu birinci kaleye ulaştıran vuruş; krikette bir sayı kazandıran vuruş; tek kişilik oda. single barrel tek namlulu (tüfek) . single entry tic. basit defter tutma. usulü, ana deftere bir kere kaydetme; bir kerelik giriş. single file birbiri arkasına dizilen sıra; tek sıra. single tax tic. tek dereceli vergi. singletrack s. tek hatlı, tek yönlü; tek açıdan değerlendiren. | | 2-single | f., gen. out ile seçmek, ayırmak; birer birer almak; beysbol. vurucuyu birinci kaleye ulaştıran vuruşu vurmak. | | 3-singlebreasted | s. tek sıra düğmeli (ceket). | | 4-singlehearted | s. temiz kalpli, sadık. | | 5-singleminded | s. tek amaçlı; sade; samimi; hilesiz. | | 6-singlestick | i. eskrim değneği; değneklerle oynanılan eskrim; kısa kalın sopa. | | 7-singleton | i., iskambil bazı oyunların başlangıcında oyuncunun elinde bulunan bir renkten tek kağıt; tek bir şey. | | 8-singlenuss | i. birlik, yalnızlık; bekarlık; samimiyet, dürüstlük, sadakat. | | 9-singlehanded | s. tek kişi ile işletilen; tek el ile çalışan. | | 10-singleacting | s. tek yönde çalışan. |
|