eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-single s., i. tek, bir, yalnız, ayrı, münferit; bekar, evlenmemiş; özel, hususi, tek kişilik; iki tarafta yalnız birer rakip bulunan (oyun); sağlam; sade, basit, saf; bir kat, yalın kat; çiçekleri yalın kat olan; i. bir, tek; gen. çoğ. teniste tekler, single; golfta iki oyuncu ile oynanan oyun; beysbolda vurucuyu birinci kaleye ulaştıran vuruş; krikette bir sayı kazandıran vuruş; tek kişilik oda. single barrel tek namlulu (tüfek) . single entry tic. basit defter tutma. usulü, ana deftere bir kere kaydetme; bir kerelik giriş. single file birbiri arkasına dizilen sıra; tek sıra. single tax tic. tek dereceli vergi. singletrack s. tek hatlı, tek yönlü; tek açıdan değerlendiren.
2-single f., gen. out ile seçmek, ayırmak; birer birer almak; beysbol. vurucuyu birinci kaleye ulaştıran vuruşu vurmak.
3-singlebreasted s. tek sıra düğmeli (ceket).
4-singlehearted s. temiz kalpli, sadık.
5-singleminded s. tek amaçlı; sade; samimi; hilesiz.
6-singlestick i. eskrim değneği; değneklerle oynanılan eskrim; kısa kalın sopa.
7-singleton i., iskambil bazı oyunların başlangıcında oyuncunun elinde bulunan bir renkten tek kağıt; tek bir şey.
8-singlenuss i. birlik, yalnızlık; bekarlık; samimiyet, dürüstlük, sadakat.
9-singlehanded s. tek kişi ile işletilen; tek el ile çalışan.
10-singleacting s. tek yönde çalışan.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
ilginçEng > Tr10:05:21
özellikleTr > Eng12:36:07
duygusallıkTr > Eng12:27:30
şüğEng > Tr16:44:50
ALİŞEng > Tr16:44:07
ğıöüçğıöşEng > Tr16:43:00
skullcapEng > Tr15:32:56
force majorEng > Tr12:50:24
forcemajorEng > Tr12:50:16
paskalEng > Tr12:33:59
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
syriac s., i. Süryanice ile ilgili; Süryanice; Süryanî....

deter (f). (-red, -ring) niyetinden vazgeçirmek, caydırmak; yıldırmak. determent (i). engel, mani; menolunma....

julep i. ilâca karıştırılan tatlı bir sıvı; içine buz ve nane karıştırılan bir içki....

tabledhote Fr. tabldot....

driver (i). sürücü, arabacı, hayvan güden kimse, şoför, (ing). makinist; (mak). işletme (hareket) kasnağı....

holler (f)., (i)., (A.B.D)., (k).dili bağırmak, haykırmak, çağırmak; (i). bağırış, haykırış....

bedding (i). yatak takımı; samandan yapılmış hayvan yatağı, gelembe....

predecessor i. birinden önce gelen kimse, öncel, selef; ata, cet....

repressive s. bastırıcı, engelleyici; sıkıcı. repressively z. engelleyerek....

speeder trafik kanununa aykırı sürat yapan şöför

TürkçeEnglish
pratiklik practicality. practicability. gumption....

Kırşehir kirsehir....

bent A bridge support column founded on land....

artist actor. actress. performer. show-off....

geniş açı obtuse / wide angle. obtuse angle....

karmaşık complex. complicated. crazy....

oksijen oxygen....

ikametgah residence. domicile....

süreç process....

felsefe philosophy