| English | Türkçe |
| reserve | i. ihtiyat olarak saklanan şey; çekinip sıkılma ve açılamama; ilgisizlik, kayıtsızlık; ağız sıkılığı; ask., çoğ. yedek ... |
|
| safflower | i. aspur, yalancı safran, papaganyemi, bot. Carthamus tincoıtorius; bu çiçeklerin tohumundan yapılan bir ilaç.... |
|
| capsicum | (i)., (bot). kırmızı biber.... |
|
| please | f. sevindirmek, hoşnut etmek, memnun etmek; hoşuna gitmek; memnun edici olmak; istemek. Please give me the salt Pleas... |
|
| wrong | s., z., i., f. yanlış; haksız; ters; uygunsuz; usule uygun olmayan; bozuk; makbul olmayan; istenilmeyen; ahlaksız; z. ya... |
|
| cuspid | (i)., (anat). köpekdişi.... |
|
| regalia | (i.) kral tacı ve süsü; bir rütbe veya teşkilâta mahsus alâmet veya remiz; gösterişli kıyafet.... |
|
| charm | (i). cazibe, çekicilik; tılsım, zincirin ucuna takılan sallantı; muska; buyu, tılsımlı bir cümle veya duanın okunması. ... |
|
| hydrate | i., f. hidrat; f. su ile karıştırarak bileşik meydana getirmek.... |
|
| indisputable | söz götürmez su götürmez münakaşa götürmez muhakkak itiraz kaldırmaz indisput'ably itiraz kaldırmaz derecede |
|