 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | extramural | (s). şehir veya okul duvarları dışında, okullar arası (karşılaşma).... |
| | roll | f. yuvarlamak; çevirmek, devirmek; top etmek, sarmak; kalın sesle söylemek; açmak, oklava ile açmak; haddeden geçirmek... |
| | persuasible | s. ikna edilmesi mümkün; kandırılır.... |
| | conjunct | (s). birleşmiş, bitişik, ortak, müşterek.... |
| | prospective | s. beklenen, ümit edilen; gelecekte olan, müstakbel; muhtemel. prospectively z. ileride, istikbalde.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | yalanlamak | to declare sth to be false or untrue.... |
| | su yolu | flume.... |
| | neşeli | cheerful. joyful. merry. in good spirits. animated. blithe. cheery. chippy. chirpy. cock a hoop. convivial. festal. flus... |
| | dinsiz | irreligious.... |
| | şort | shorts. trunks.... |
|
|
|
 |
|
 |
|