| English | Türkçe |
| chartreuse | (i). Kartuziyen rahipleri tarafından Fransa ve ispanya'da imal edilen kokulu likör; sarımtırak açık yeşil renk. chartul... |
|
| compound | (i). içinde binalar bulunan etrafı duvarla çevrili arazi.... |
|
| disadvantage | (i). mahzur, aleyhte olan durum, dezavantaj, zarar, ziyan. at a disadvantage (diğerlerine nispetle) daha zayıf bir duru... |
|
| unbacked | s. üzerine binilmemiş (tay), alıştırılmamış; arkasız; desteği olmayan; üzerine bahse girilmemiş.... |
|
| marsupial | s., i., zool. keseli; i. keseli hayvan.... |
|
| declare | (f). ilân etmek, beyan etmek, ifade etmek, ortadan söylemek, alenen söylemek; bildirmek, haber vermek; iddia etmek; isp... |
|
| bedrench | (f.) sırılsıklam etmek... |
|
| spindlelegged, spindleshanked | s. leylek bacaklı, ince ve uzun bacaklı.... |
|
| nutmeg | (i.) küçük hindistancevizi ağacı, (bot.) Myristica fragrans; bu ağacın hoş kokulu tohumu.... |
|
| rockrose | laden keçisakalı bot Cistus creticus |
|