 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | ciborium | (i)., (çoğ-ria)., (mim), büyük kiliselerde mihrabın üstüne çekilen sayvan; Katolik kilisesinde içine takdis edilmiş ekme... |
| | parson | i. vaiz rahip parson's nose k.dili tavuk gerisi.... |
| | flatter | (f)., slang yaltaklanmak, yağ çekmek; dalkavukluk etmek; gururunu okşamak, ümit vermek, methetmek, övmek, göklere çıkar... |
| | harrow | (i.), (f.) tapan, kesek kırma makinası; (f.) tırmık çekmek, kesek kırmak; hırpalamak, eziyet etmek; sinirlendirmek. h... |
| | appendant | (s)., (i). asılı, takılı, muallakta ; ait olan, müteallik, mülhak, bağlı, merbut; (i). eklenen veya ilave edilen kims... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | arka ayak | hind leg.... |
| | söyleme | saying. uttering. bid. breathing. disclosure. utterance.... |
| | hızlı | quick. fast. rapid. speedy. snappy. high-speed. zippy. express. crash. expeditious. fastmoving. fleet. frequent. hasty. ... |
| | taklitçilik | mimicry. imitating. copying. being an imitator or copier. mimicking. mocking. being a mimic or mocker.... |
| | su seviyesi | water level.... |
|
|
|
 |
|
 |
|