 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | hod | (i). sırtta tuğla veya harç taşımaya mahsus uzun saplı bir çeşit tekne; sobanın yannıda bulundurulan kömür kovası.... |
| | expanse | (i). geniş saha veya meydan;açılma, yayılma; genişlik.... |
| | upgrade | i., f., z. yokuş; f. kalitesini yükseltmek; rüt- besini yükseltmek; z. yokuş yukarı. on the upgrade iyileşmekte; artma... |
| | tryout | i. kabiliyet denemesi, deneme.... |
| | lip | i., f. (-ped, -ping) dudak: kenar, uç; yaranın kenarı; anat., zool. dudak şeklinde şey, dudak: nefesli sazların ağızlı... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kabine | cabinet. surgery room. consulting room. cubicle. water closet. toilet hela.... |
| | sihirli | enchanting.... |
| | hipnotizma | hypnotism. hypnosis.... |
| | sürü | herd. flock. crew. gang. horde. pack. peck. swarm. trail. troop.... |
| | höyük | tumulus. tumulus. barrow. burial mound. cairn. motte.... |
|
|
|
 |
|
 |
|