 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | genuine | s. hakiki, gerçek, mevsuk, taklit veya sahte olmayan; asli; içten gelen, samimi. genuinely z. gerçekten, hakikaten. ge... |
| | hornpipe | i. Gal eyaletine özgü klarnete benzer eski bir çalgı; eskiden gemicilere özgü oynak bir dans; bu dansa ait havalar... |
| | syriac | s., i. Süryanice ile ilgili; Süryanice; Süryanî.... |
| | cesspool | (i). Iağım çukuru; mezbele, çöplük, pislik yuvası.... |
| | stiffnecked | s. boynu tutulmuş; inatçı, dik başlı.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | nişan | sign. mark. engagement. betrothal. target. decoration. medal. order. affiance. badge. brand. butt. device. ensign. espou... |
| | İspanyol | spanish. spaniard.... |
| | ise | See -ize.... |
| | rastlantı | coincidence. fortuity. accident. contingent. encounter. hap. happenstance. incidence. irony. concurence. conjunction.... |
| | şekilsizlik | shapelessness.... |
|
|
|
 |
|
 |
|