 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | fine | (i)., (f). para cezası; (f). para cezasına çarptırmak. finable (s). para ile cezalandırılabilir, para cezası verilebili... |
| | atrocious | (s). çok fena, pek çirkin, iğrenç, menfur; gaddar, zalim, kalpsiz atrociously (z). zalimlikle, gaddarcasına; korkunç... |
| | pirouette | i., f. tek ayak üzerinde veya parmak uçlarında dönüş yapma; f. ayak parmakları üzerinde dönüş yapmak.... |
| | saturnalia | i. (çoğ. veya tek) Satürn bayramı; aşırı derecede eğlence ve sefahat bayramı.... |
| | told | bak. tell.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | inadına | on purpose.... |
| | zarflanmak | to be put into an envelope.... |
| | ilk örnek | prototype.... |
| | süngü | bayonet. slice bar.... |
| | kısık | subdued. hoarse. chocked. husky. raucous. low. turned down. narrowed. slitted. screwed up.... |
|
|
|
 |
|
 |
|