 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | tariff | i., f. ithalât veya ihracat üzerine hükümetin koyduğu vergi; tarife; f. gümrük tarifesi yapmak; vergi koymak. preferent... |
| | helpmate, helpmeet | (i). arkadaş, eş, yardımcı; zevce.... |
| | loiter | f. yolda oyalanmak, aylakça dolaşmak, yolda duraklayarak gitmek. loiterer i. aylak dolaşan kimse. loitering i. başıboş... |
| | scad | i. istavrit balığı, zool. Trachurus trachurus.... |
| | hesitate | (f). tereddüt etmek, duraksamak; lafını şaşırmak, ne diyecegini bilememek, kem küm etmek. hesita'tion (i). tereddüt, şü... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | köreltmek | atrophy. dull. rust. blunt. damp. damp down. dampen.... |
| | çalıştırılmak | to be run. to be employed.... |
| | lagün | lagoon denizkulağı.... |
| | bakma | attendance. search.... |
| | dövüş | fight. punch-up. scrap. tilt. affray. set-to.... |
|
|
|
 |
|
 |
|