 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | echolocation | (i). sesin yankılanmasından faydalanarak bir cismin bulunduğu yön ve uzaklığı saptama.... |
| | midday | i. öğle vakti.... |
| | tidewater | i. gelgit etkisi altında kalan su; deniz kenarı.... |
| | critic | (i). bir şeyin değerini öIçen kimse; eleştirici, münekkit; muhalif kimse, karşı olan kimse.... |
| | draggle | (f). çamur içinde sürükleyerek ıslatmak veya ıslanmak; kirletmek, kirlenmek; bulaştırmak, bulaşmak; ağır ağır takip e... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ateş hattı | firing line.... |
| | dondurucu | freezing. frosty. cutting. nipping. perishing. freezer. deep-freezer. chilling. refrigerant. cryo-. frigid. withering.... |
| | manken | model. model. dummy. mannequin.... |
| | dava | action. case. cause. lawsuit. plaint. proceeding. process. suit. trial. claim. assertion. thesis. problem. question. mat... |
| | başbuğ | commander.... |
|
|
|
 |
|
 |
|