| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | calefaeiant | (i)., (s), (tıb). ısıtıcı, yakıcı ilâç; (s). Isıtan, yakan.... |
| | wainwright | i. yük arabası yapıcısı.... |
| | goggles | (i.), (çoğ.) şoför veya pilotlara mahsus iri gözlük, tayyareci gözlüğü; renkli gözlük, güneş gözlüğü; sualtı gözlüğü.... |
| | beery | s. bira türünden, bira gibi; bira etkisiyle sarhoş.... |
| | supposition | i. zan, tahmin, kıyas; varsayım, ipotez, faraziye. suppositional s. tahmin kabilinden, farazi. suppos'itive s. tahmini, ... |
| | watchdog | i. bekçi köpeği; kanunsuz veya umuma zararlı hareketlere karşı tetikte olan kimse veya makam.... |
| | chrysolite | (i). zebercet, sarı yakut.... |
| | relativity | i.ilişkinlik, mensubiyet; izafet; nispilik; relativizm, bağıntıcılık, görecilik. theory of relativity fiz. Einstein tar... |
| | penult | i. kelimenin sondan bir evvelki hecesi.... |
| | exaltation | heyecan aşkagelme vecit yükseklik yücelik ululuk yükseğe çıkarma veya çıkarılma |
|
|
| Türkçe | English | | ağırlama | entertainment of a guest. celebration treat. entertainment.... |
| | basmak | attack. bust. compress. counterfeit. depress. imprint. invade. press. print. publish. push. raid. step. strike. trample.... |
| | mai | Multilateral Agreement on Investment.... |
| | olmaz | impossible. unlikely. unseemly.... |
| | istismar | exploitation. misuse. abuse.... |
| | sabahlık | dressing gown. housecoat. bathrobe. robe.... |
| | amber | Resembling amber, especially in color; amber- colored.... |
| | filet | fillet , tenderloin.... |
| | not | Shorn; shaven.... |
| | çağrılmak | to be called to be invited to be summoned |
|
|
|