eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-shallop (i.) kayık, sandal, şalopa.
2-shall (f.) (should) gelecek zaman kipini teskil eden yardımcı fiil, ecek. kararlılık: I pledge my life that they shall be free. Hür bırakılacaklarına hayatım üzerine ant içerim. söz verme: You shall have what you need. Ne gerekirse vereceğim. emir: You shall not kill. Öldürmeyeceksin. kaçınılmazlık: Whatever shall be... Kısmet neyse...
3-shallot (i.) bir çeşit yabani sarmısak veya ufak soğan.
4-shallow (s.), (i.), (f.) sığ; sathi, yüzeysel; (i.) sığ yer, kumsal; (f.) sığlaştırmak. shallow breathing soluma.
5-shalloon (i.) astarlık ince yünlü kumaş.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
şüğEng > Tr16:44:50
ALİŞEng > Tr16:44:07
ğıöüçğıöşEng > Tr16:43:00
skullcapEng > Tr15:32:56
force majorEng > Tr12:50:24
forcemajorEng > Tr12:50:16
paskalEng > Tr12:33:59
ilginçTr > Eng02:16:51
womanEng > Tr17:18:17
SCORPION KINGEng > Tr17:08:42
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
calefaeiant (i)., (s), (tıb). ısıtıcı, yakıcı ilâç; (s). Isıtan, yakan....

wainwright i. yük arabası yapıcısı....

goggles (i.), (çoğ.) şoför veya pilotlara mahsus iri gözlük, tayyareci gözlüğü; renkli gözlük, güneş gözlüğü; sualtı gözlüğü....

beery s. bira türünden, bira gibi; bira etkisiyle sarhoş....

supposition i. zan, tahmin, kıyas; varsayım, ipotez, faraziye. suppositional s. tahmin kabilinden, farazi. suppos'itive s. tahmini, ...

watchdog i. bekçi köpeği; kanunsuz veya umuma zararlı hareketlere karşı tetikte olan kimse veya makam....

chrysolite (i). zebercet, sarı yakut....

relativity i.ilişkinlik, mensubiyet; izafet; nispilik; relativizm, bağıntıcılık, görecilik. theory of relativity fiz. Einstein tar...

penult i. kelimenin sondan bir evvelki hecesi....

exaltation heyecan aşkagelme vecit yükseklik yücelik ululuk yükseğe çıkarma veya çıkarılma

TürkçeEnglish
ağırlama entertainment of a guest. celebration treat. entertainment....

basmak attack. bust. compress. counterfeit. depress. imprint. invade. press. print. publish. push. raid. step. strike. trample....

mai Multilateral Agreement on Investment....

olmaz impossible. unlikely. unseemly....

istismar exploitation. misuse. abuse....

sabahlık dressing gown. housecoat. bathrobe. robe....

amber Resembling amber, especially in color; amber- colored....

filet fillet , tenderloin....

not Shorn; shaven....

çağrılmak to be called to be invited to be summoned