 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | welltimed | s. vakti iyi ayarlanmış, zamanlı.... |
| | cap u chin | (i). Fransiskan rahibi; (kh). kukuleteli kadın pelerini; Orta ve Güney Amerika'ya mahsus uzun kuyruklu maymun.... |
| | withers | i. atın iki kürek kemiği arasındaki yer.... |
| | geocentricical | s. yerküresinin merkezine ait; bu merkezden görülen veya ölçülen; merkez olarak yerkü- resine ait olan.... |
| | question | f. sual sormak, sorguya çekmek; şüphe etmek; karşı gelmek, inkâr etmek. questionlngly z. sorgu yolu ile .... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | saçmak | cast. disseminate. distribute. scatter. shed. sprinkle. strew. to scatter. to sow. broadcast. to strew. to sprinkle. to ... |
| | nar | pomegranate.... |
| | ara vermek | to make a break. to take a break. intermit. interrupt. recess. to give time off.... |
| | minimum | minimum.... |
| | paylaştırma | repartition.... |
|
|
|
 |
|
 |
|