| English | Türkçe |
| heating | (s)., (i). ısıtıcı; kızıştırıcı, tahrik edici; (i). Isıtma sistemi, ısıtma. heating coil (elek). rezistans.... |
|
| germane | s. ilgili, alâkalı, müna sebeti olan.... |
|
| tabernacle | i., f. çadır, hayme; mesken; taşınabilen tapınak; tapmak; den. indirilen direğin Iskaçası; f. barınmak, barındırmak. t... |
|
| glyptic | s. bilhassa kıymetli taş oymacılığına ait. glyptics i. kıymetli taş oymacılığı.... |
|
| sh | (kıs.) share, shilling.... |
|
| settlement | (i.) yerleşme, oturma; kararlaştırma; halletme; hesap görme; duvarın veya toprak setin biraz çöküp oturması; yeni sömü... |
|
| crustacea | (i)., zool eklembacaklılar kolundan kabuklular. crustacean (s)., (i). kabuklulara ait ; (i). kabuklular sınıfından bir h... |
|
| chortle | (f)., (i). kıkırdamak, kahkahaları zaptetmek; (i). kıkırdama.... |
|
| irremediable | (s.) çaresiz, telâfi olunamaz; tedavisi mümkün olmayan. irremediably (z.) çaresiz olarak, telafisi mümkün olmayarak.... |
|
| yellow | sarı renkli rengi sararmış dili korkak alçak namussuz heyacan yaratan gazete kıskanç sarı boya yumurta sarısı çoğ tıb sarılık çoğ eskikıskaçlı haset sararmak saratmak yellow atrophy tıb karaciğeri sarartan tehlikeli bir hastalık yellow dog it aşağılık kimse yellow dog contract kontrat süresince sendika ile ilişkisi olmayacağına söz vermek yellow fever sarı humma yellow jack karantina alameti olan sarı humma yellow jacket yaban arısı yellow journalism aşağı cinsten gazetecilik yaygaracı gazetecilik yellow peril sarı ırkın dünyayı istila edceği farz olunan tehlike yellow race sarı ırk mongolit ırkı yellow streak korkaklık eğilimi yellowish sarımtırak yellowness sarılık |
|