 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | clear | (f). temizlemek; kurtarmak; aydınllğa kavuşturmak; engeli aşmak; hesabını temizlemek; borcunu ödemek; temize çıkarmak; ... |
| | buckram | i., f. tela, terzilikte ve ciltçilikte kullanılan çirişli pamuklu bez; suni ve fazla resmi tavır; f. tela ile beslemek.... |
| | trumpet | i., f., müz. boru, çalgı borusu; borazan; boru sesi; f. boru çalarak ilân etmek; ilan etmek, yaymak; boru gibi ses çık... |
| | alienate | (f). diğerine feragat ve temlik etmek, ferağ etmek; soğutmak, vazgeçirmek (aşk). aliena,tion (i). aşktan vazgeçirme ... |
| | mugger | i. Hindistan ve yöresine özgü yırtıcı timsah, zool. Crocodilus palustris.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | midi | the south of France used of women's clothing having a hemline at mid-calf; 'midiskirts'; 'wore her dresses midi length'.... |
| | le | Leading Edge.... |
| | hitaben | addressing. as an address.... |
| | hadım | eunuch.... |
| | hamburger | a fried cake of minced beef served on a bun.... |
|
|
|
 |
|
 |
|