 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | glauconite | i., min. bazı kalkerlerde yeşil taneler şeklinde rastlanan bir silikat, glokoni.... |
| | argosy | (i). büyük gemi, bilhassa en büyük eski tip ticaret gemisi.... |
| | receptive | (s.) alır, kabul eder. receptively (z.) kabul edercesine. receptiveness, receptiv'ity (i.) alma eğilimi; (psik.) alırlı... |
| | honorable | s. şerefli, itibarlı, namuslu; muhterem; sayın; şeref verici; asaletli (yüksek rütbe sahiplerine denir). honorable men... |
| | surplus | i., s. artan miktar, herhangi bir şeyin fazlası; ihtiyat akçesi; şirketin bütün masraflar ve tediyatından sonra elinde... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | film | A sheet of polyurethane not greater then 0 010' in thickness.... |
| | kristalleşme | crystallization.... |
| | fakirleştirmek | impoverish.... |
| | vezne | cashier's office. cashier. teller. treasurer. cash desk. cash office. pay desk. paybox. paying counter. penny bank.... |
| | fail | To deteriorate in respect to vigor, activity, resources, etc.; to become weaker; as, a sick man fails.... |
|
|
|
 |
|
 |
|