 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | disinterest | (i). tarafsızlık; meraksızlık, alâkasızlık, ilgisizlik. disinterested (s). tarafsız, önyargısı olmayan; kendi çıkarını ... |
| | agribusiness | (i). tarım ve tarım ticareti.... |
| | transparent | s. şeffaf, berrak, saydam cam gibi; açık vazıh, aşikâr. transparently z. şeffaf olarak. transparentness, transparence i... |
| | well | (ünlem) Pekâlâ! Ya! Hayret! Olur şey değil! Sahi ! Eh ! Haydi. I Well, to be sure... Eh olabilir. Well, well ! Vah va... |
| | mature | f. kemale erdirmek, olgunlaştırmak; olmak, olgunlaşmak, kemale ermek; vadesi gelmek.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kıskanç | jealous. envious. green-eyed. grudging. jaundiced. yellow. grudger.... |
| | yıpratıcı | wearing. wearisome.... |
| | fare | The person or persons conveyed in a vehicle; as, a full fare of passengers.... |
| | azlık | rarity. scarcity. rareness.... |
| | çok miktar | large amount.... |
|
|
|
 |
|
 |
|