| English | Türkçe |
| breed | f., i. doğurmak, yavrulamak; çiftleştirmek, üretmek; özel olarak yetiştirmek; sebep olmak, hâsıl etmek, kaynak teşkil et... |
|
| inexplicable | s. sebebi anlaşılmaz, izah edilemez, açıklanamaz. inexplicably z. açıklanamayacak surette.... |
|
| demimonde | (i). toplumca lekelenmiş kadınlar ve bunların mensup oldukları alem.... |
|
| bark | (i)., (f). havlama, köpek havlamasına benzer ses; (k.dili). öksürük; (f). havlamak; havlamaya benzer sesler çıkarmak; yü... |
|
| y.w.h.a. | kıs. Young Women's Hebrew Association.... |
|
| conjunct | (s). birleşmiş, bitişik, ortak, müşterek.... |
|
| export | (i). ihraç etme, ihracat; ihraç malı. export duty ihracat resmi. export license ihracat lisansı.... |
|
| secernent | i. ifraz edici gudde veya ilâç.... |
|
| loggerhead | i. Atlantik Okyanusuna mahsus çok iri deniz kaplumbağası; Amerika'ya mahsus bir çeşit örümcekkuşu. at loggerheads with... |
|
| garage | garaj |
|