 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | baby- sit | (f)., ABD ana babanın evde olmadıgı zaman çocuğa (çoğu zaman birgece için) bakmak. baby sitter çocuk bakıcısı.... |
| | load | i. yük, hamule; sıklet, ağırlık; endişe, üzüntü, kaygı; fikir yorgunluğu; silâh doldurmak için barut ve fişek; mak. muk... |
| | hematin | (i)., (tıb). hemoglobinin erimesinden meydana gelen koyu lâcivert bir madde.... |
| | indicate | f. işaret etmek, göstermek, imlemek, dolaylı olarak belirtmek; tıb. hastadaki belirtileriyle, hastalığın cinsini veya i... |
| | swim | f. (swam, swum, -ming) i. yüzmek; batmamak, su yüzünde durmak; gen. in ile taşmak, dolmak; boğulmak, içine batmak; yü... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | slogan | A catch phrase or small group of words that are combined in a special way to identify a product or company.... |
| | lort | lordship. lord.... |
| | masa | Dough, usually referring to ground hominy, called nixtamal.... |
| | elem | anguish. cross. sorrow. grief. distress. pain.... |
| | nispi çoğunluk | relative majority. proportionate majority.... |
|
|
|
 |
|
 |
|