 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | dingle | (i). derecik, etrafı ağaçlıklı ufak dere.... |
| | flasket | (i). uzun ve yassı sepet; ufak içki şişesi.... |
| | woden, wodan | i. eski İskandinavların baş tanrısı.... |
| | face | yüzüne bakmak; yönelmek; karşılamak, karşı karşıya gelmek, yüz yüze gelmek, karşısında olmak; cesaretle karşılamak;iskam... |
| | arborization | (i). maden veya fosillerde bulunan ağaç gibi şekil; (anat). dallanma.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | koyu | dark. dense. stiff. viscous. thick. deep. husky. strong. fanatic. extreme. fervent. rabid.... |
| | bostan korkuluğu | scarecrow.... |
| | falsosuz | without any false note.... |
| | cerahat | matter. pus. puss irin.... |
| | onarım | repair. corrective maintenance. restoration. repair work. restorage. rehabilitation. restitution. improvement. overhauli... |
|
|
|
 |
|
 |
|