 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | ambivalent | (s). kararsız, karışık hisler besleyen.... |
| | working | s., i. çalışan; çalışmaya ait, işe ait, işe gelir; çalışır vaziyetteki; mayalanan, köpüren; seyiren; i. çalışma; çoğ. ma... |
| | marinate | f. (eti yumuşatmak için) zeytinyağlı salamurada bırakmak.... |
| | mascot | i. uğur getirdiği farz olunan hayvan ile eşya veya kimse, maskot.... |
| | parvis | i. katedral veya kilise önündeki avlu; kilise önünde bulunan sütunlar veya kemer altı.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | mas | Military Agency for Standardization.... |
| | lot | A distinct portion or plot of land, usually smaller than a field; as, a building lot in a city.... |
| | zengin | opulent. rich. wealthy. affluent. productive. fertile. rich in. abounding in. in the chips. going strong. landed. lush. ... |
| | sorgulama | interrogation. cross-examination. to grilling. inquiry.... |
| | pes | bass. soft. grave. low. deep.... |
|
|
|
 |
|
 |
|