 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | hydrofoil | i. gemi kayağı; deniz altı yatay dümeni; kayakla su üzerinde giden küçük gemi.... |
| | maser | i., fiz. düzenli frekansı olan ve elektromanyetik dalgalar meydana getiren veya frekans ve görünüşü aynen muhafaza eder... |
| | gild | f. (gilded veya gilt) altın kaplamak, yaldızlamak; tezhip etmek, süslemek, telleyip pullamak; parlamak; parlak gösterme... |
| | thirty | s., i. otuz; i. otuz rakamı, XXX. thirtieth s., i. otuzuncu; i. otuzda bir.... |
| | baritone, ing barytone | (i)., (müz). tenor ile bas arasındaki erkek sesi, bariton; bu sese sahip olan kimse; bandolarda kullanılan bir çalgı ale... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | pat | Professional Association of Teachers. defn. hand totals of 17 or higher.... |
| | yaşam standardı | living standard. standard of living / life.... |
| | hay | To lay snares for rabbits.... |
| | anne | maternal. mother. mama. mom. mummy. ma. mam. mamma. mammy. mater. maw. mum. old woman. old lady.... |
| | yağış | precipitation. fall. falling. rain.... |
|
|
|
 |
|
 |
|