| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | barracuda, ing. barracouta | (i). eti yenen birkaç cins deniz balığı, zool. Sphyraena.... |
| | lifesaver | i. cankurtaran, hayat kurtaran kimse veya şey; b.h., tic. mark. şeker simidi.... |
| | unconcerned | s. alâkasız, ilgisiz, kayıtsız, duygusuz. unconcern'edly z. ilgisizce. unconcern'edness i. ilgisizlik.... |
| | coempt | (f). bütün malları kontrol altına almak.... |
| | cartwheel | (i). el yardımı ile yanlamasına atılan takla.... |
| | boniface | i. otelci.... |
| | wellbehaved | s. terbiyeli.... |
| | engage | f. işe almak, tutmak, angaje etmek; işgal etmek, yer tutmak; söz almak, vaat ettirmek; dövüşmek, birbirine girmek, ça... |
| | battle | (i)., (f). muharebe, savaş; dövüş; (f). savaşa katılmak; mücadele etmek, savaşmak. battle array harp safı. battle-ax (i)... |
| | foul | iğrenç kerih tiksindirici nefret verici kirli pis murdar menfur çirkin ayıp bozuk sövüp sayma kabilinden fena hava dolaşmış karışmış birbirine geçmiş midye bağlamış gemi teknesi den gambalı çaparız spor kurallara aykırı hareket faul hatalı vuruş veya davranış dolaşma karışma çarpışma bindirme gemi foul bill of health den bulaşık patent foul breath pis nefes foul copy düzeltmelerle karalanmış nüsha foulmouthed ağzı bozuk küfürbaz foul play kurallara aykırı oyun haince hareket hıyanet suikast cinayet foul shot basketbol faul atışı by fair means or foul iyi veya kötü yola baş vurarak nasıl olursa olsun fall foul of çaparız gelmek çatmak kızdırmak to play foul hainlik etmek foully çirkin bir şekilde haince foulness bozukluk pislik kir günah |
|
|
|
|